OSMANLICAYA ÇEVİRİ   OSMANLICA KLAVYE   OSMANLICA HARFLER   OSMANLICA KELİMELER

OSMANLICA SÖZLÜK


كعك
E Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler


	

A  B  C  Ç  D  E  F  G  H  I  İ  J  K  L  M  N  O  Ö  P  R  S  Ş  T  U  Ü  V  Y  Z

EAMMDaha geniş, pek şümullü, en umumî.
EÂZIMBüyükler, ulu kişiler.
EBBaba, ata.
EBBKuru ot, taze ot. Mera, otlak, çayır.
EBEDÂEbedî olarak, ebediyyen.
EBEDÎDevamı, sonu olmayan. Ezelînin zıddı.
EBED-ŞÜMÛLEbedî içine alan.
EBEVEYNAna-baba.
EBRÂRİyiler.
EBSÂR“Basar”ın çoğulu. Gözler, görme hassaları.
EBTER1. Eksik, tamamlanmamış. 2. Dölsüz, çocuğu olmayan kimse.
EBU’L-BEŞERİnsanlığın atası. Hz. Âdem.
EBU’L-HAYR: İyilik babası.
ECÂNÎBEcnebîler, yabancılar.
ECEL-İ KAZÂTehlikeye uğramak suretiyle gelen ecel.
ECEL-İ MÜSEMMÂAllah tarafından tayin edilmiş ömrün sonunda gelen ecel.
ECİR1. Karşılık, ücret. 2. İyi bir amelin karşılığı olarak verilen manevî mükâfat.
ECR U MESUBÂTKarşılık ve mükâfat. İyi amele karşılık Allah tarafından ahirette verilen sevap.
ECR U SAVÂBYapılan bir şeyin karşılığı olarak verilen ücret ve sevab.
ECRYapılan bir iş karşılığında verilen ücret.
ECRÂM U ECSÂMCansız varlıklar ve cisimler.
ECRÂM-I SEMÂVİYYEGök cisimleri, yıldızlar.
ECSÂM-I MUHTELİFEMuhtelif cisimler.
ECSÂM-I SAKÎLE: Ağır cisimler.
ECSÂM-I SELÂSE NAZARİYESİÜç cisim nazariyesi.
ECZÂCüzler. 1. Eczacılıkta kullanılan maddeler. 2. Bir kitabın parçaları. Kur’ân-ı Kerim’in cüzleri.
EDÂ1. Ödeme, verme. 2. Zamanında yerine getirme. 3. Tarz, üslûp.
EDÂ-İ EMANETEmaneti yerine getirme.
EDAT1. Kendi kendine anlamı olmayıp isim ve fiillere katılarak anlam gösteren kelime. 2 Âlet.
EDEB-İ KUTSÎKutsî edeb, iyi ahlâk.
EDEB-İ UBUDİYYETKulluk edebi.
EDGÂS U AHLÂMKarışık rüyalar.
EDİLLEDeliller.
EDİLLE-İ AKLİYYEAklî deliller.
EDİLLE-İ HAKKHak deliller, gerçek deliller.
EDİLLE-İ KÂTIAKesin deliller.
EDİLLE-İ ŞER’İYYEŞer’î deliller; Kitap, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukahadan ibaret dört delil.
EDİLLE-İİ İLMİYYEİlmî deliler.
EDNÂPek aşağı, en alçak.
EDVÂRDevirler, çağlar.
EDYÂN-I BÂTILABâtıl dinler. Hak olmayan dinler.
EDYÂN-I MÜNZELEAllah tarafından gösterilen dinler.
EDYÂN-I SEMAVİYYESemavî dinler. Musevîlik, Hıristiyanlık ve İslâm dinleri.
EF’ÂLFiiller, işler.
EF’ÂL-i İBÂDKulların işleri.
EF’ÂL-İ KULÛBKalbin işleri, kalbe doğan çeşitli duygu ve düşünceler. Arapça’da kalbî fiiller (bilmek, görmek gibi)
EFDÂLDaha faziletli, en faziletli.
EFLÂK1. Felekler, gökler. 2. Her gezegene ait gök tabakaları.
EFRADINI CÂMİ AĞYÂRINI MANİKendisine ait olanları toplayan, olmayanları dışarda bırakan.
EFSANEMasal, destan, mitoloji.
EHADBir, tek. Allah‘ın sıfatlarından.
EHÂDÎS-İ ŞERİFEHz. Muhammed (s.a.v.)’in söz, hareket ve ikrarlarından meydana gelen hadis-i şerifler.
EHADİYYETBirlik. Allah‘ın her bir şeyde kendilerine ait sıfatı. Her şeyde birliğinin tecellisi.
EHAKKÇok haklı, daha haklı.
EHASS1. En has, en özel. 2. En bayağı.
EHASS-I MAKSATEn özel maksat.
EHL U İYÂLBir kimsenin geçindirmek zorunda olduğu aile efradı ve diğer kimseler.
EHL-İ BEYTHz. Muhammed (s.a.v)’in ailesi, hane halkı, (Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin)
EHL-İ BİD’ADDinde olmadığı halde sonradan çıkan şeylere uyanlar.
EHL-İ DİRÂYETZeka, bilgi, tecrübe ehli.
EHL-İ EHVÂHeva ehli, arzu ve isteklerine tabi olanlar.
EHL-İ İCTİHADMüctehid olan kişi, içtihad ehli.
EHL-İ İMANİman ehli.
EHL-İ İNSÂFMerhametli, adil olanlar.
EHL-İ KARYEKöylü, köy halkı.
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab
ab


Osmanlı Türkçesi ya da Osmanlıca, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk anayasası olan Kanun-ı Esasî’de geçtiği hâliyle Türkçe (Osmanlı Türkçesi: لسان توركى Lisān-ı Türkī; توركى Türkī; توركجه Türkçe; لسان عثمانى, Lisān-ı Osmānī), 13 ile 20. yüzyıllar arasında Anadolu'da ve Osmanlı Devleti'nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçadan etkilenmiş Türk dili.[1] Alfabe olarak Arap alfabesinin Farsça ve Türkçe için uyarlanmış bir biçimi kullanılmıştır. Halk arasında bazen yanlış kullanım olarak bu dil dönemi için “Eski Türkçe” tabiri de kullanılmaktadır.



osmanlıcaya çevir    osmanlıca yazı    osmanlıca harf    osmanlıca kelime    osmanlıca sözlük